Temiz enerji artarken dev enerji şirketleri zorda

FacebookTwitterGoogle+Share

Temiz enerji artarken dev enerji şirketleri zorda

Temiz enerji  üretimindeki  artış,  dev elektrik şirketlerini  zora sokuyor. Bu başlık Alman basın ajansı  DPA’nın  haberinin başlığı. Cümle hemen anlaşılmıyor. Yenilenebilir enerji = temiz enerji = yeşil enerji = eko-elektrik = ekocereyan  üretimi  artmış. Halbuki elektrik şirketleri mesela üretim /tüketim  artınca değil azalırsa zarar edebilirler.

13

Nitekim Almanya enerji devlerinden EON şirketi 2015 yılı için 7 milyar Euro zarar açıkladı. Daha önce de RWE şirketi zarar açıklamıştı. Elektrik üretiminde artış var, dev şirketler ise  krizde.

Çünkü  bu devler yeşil elektrik işine girmek yerine mesela bu satırların yazarı ile alay ettiler. 20 yıl önce  bizim çatıya 1,5 kW kurulu gücü olan foto-voltaik panel (GES  güneş enerji santrali) kurarken ,  ‘’böyle şeylerle olmaz ‘’ diyorlardı. Ama o zamanlar çok pahalı olan bu santralin parasının bir kısmını eyalet hükümeti  hibe ediyordu, teknoloji gelişsin diye. Bir süre sonra ise, madem kaynak güneş, büyük sahra çölünden getiririz  diye  projeler  üretildi . Birşey çıkmadı, sadece bir sürü masraf. Çünkü ne yapsan sonuç aynı! Yerinde üretim, yerinde tüketim yani otonomi en ucuz maliyetin garantisi. Otonomi, yurttaş eliyle yapılan üretim sayesinde gerçekleşiyor.

Evet Almanya’da temiz enerji üretimi arttı, çünkü  giderek daha fazla sayıdaki  tüketici  temiz enerji istiyor; kömür yahut doğal gaz yakarak üretilen ve yanarken karbon salımına dolayısıyla iklim değişikliğine yol açan elektrik  istemiyorl. Otomobili bile elektrikli istiyorlar. ‘Devler‘ ise fosil yakıtlardan elektrik üreten  konvansiyonel santrallerden  vazgeçmiyorlardı. Çünkü  bunlar kuruluş maliyeti ödenmiş, amorti etmiş  santraller; para basmaya devam ediyorlardı.

Yurttaşlar satın alacakları enerji temiz olsun istiyor, bunu yapan firmaların işleri büyüyor. Yetmiyor, bu  yurttaşlar bir de  ‘bilerek yahut bilmeyerek  Alman ekonomisini baltalamak’ için kendi elektriğini kısmen de olsa kendisi üretmeye başlıyor. Üstüne bir de ‘enerjinin etkin kullanımına’ kafa yoruyorlar tüketimi azaltmak için. Sonuç olarak  konvansiyonel üretici  olan dev şirketlerin karbon ayak izi taşıyan elektrik üretimini düşüyor.

EON ve RWE’den sonra gelen dev şirketler ise EnBW Energie Baden-Württemberg AG üçüncü, uluslararası faaliyet gösteren büyük İsveç firması Wattenfall  ise dördüncü. Bunlar ayrıca nükleer santral sahibi ve nükleer güç santrallerinin söküleceği günler yaklaşınca, bunların maliyetlerinin de inanılmaz çok para gerektirdiği ortaya çıktı. Dev şirketleri zorlayan bir sebep de bu.

Bu şirketler üretimi  kısıtlanan konvansiyonel  santrallerin  dışında  ayrıca şebekelerin de sahibi ve tüketiciye de dağıtıyor. Tekel olmak da zor işmiş diyebilirsiniz yani. Hareket kabiliyeti azalıyor.

Bir nokta daha var. Yenilenebilir enerji yasaları; üretilen enerjilerin şebekeye verilmesini ve fiyatlarını düzenleyen yasa , yenilenebilir enerjilerin şebekeye verilmesine öncelik tanıyor. Güneşli havada elektrik üretmek için kömür santralinde kömür yakmaya ne gerek var, kömür bekleyebilir!

1999 yılında yasal çerçeveye kavuşan  temiz enerji  çağı o noktaya geldi ki, Alman demiryolları trenlerin temiz elektrikle işlediğini gururla reklam konusu yapıyor (büyük  barajlardan su enerjisi). Almanya’da bir postaneye girince önce buranın aslında  bir banka olduğunu, pul da satılan bir banka olduğunu görürsünüz. İnanması zor, kırtasiye de satın alabiliyorsunuz bu  pul satan posta bankasında. Ve bir de temiz enerji firmalarından birinin acenteliğini yapıyor bu  pul satan posta bankası şubesi. Artık Eon’dan elektrik almak istemiyorum, aboneliğini  feshedip  bir ekocereyan firmasına geçeceğim diyorsanız, mesela  buyurun postaneye.

Ya da bir kaç gün bekleyin lütfen. Gelecek yazımda enerji kooperatiflerini anlatacağım, kooperatifler bence daha iyi bir alternatif.

 

 

Alper  Öktem

“Güneş Gönüllüsü”