2032’de felaketlerin ortasında köye giden bir yol

FacebookTwitterGoogle+Share

2032’de felaketlerin ortasında köye giden bir yol

Bu yazı genç çiftçilere yapılacak hibe desteğinden esinlenerek yazılmıştır.

Fotoğraf: Sam Panthaky, AFP

Fotoğraf: Sam Panthaky, AFP

Yapılan tahminlere göre 2030 yılında dünya nüfusu 2 milyar, gıda ihtiyacı %35 oranında artacak. En iyimser senaryolara göre ise 2030 yılında mahsül verimi %5 azalacak. Gıda fiyatları 2 katına çıkacak. 143 milyon insan da yoksul insanlara eklenecek.

Yine en iyimser senaryolar deniz seviyesinin 2030’da 30 cm yükseleyeceğini, sıcaklığın ise 2 C derece daha artacağını gösteriyor. Kuraklığa maruz kalan insan %9-17 oranında artacak. İshal hastalıklar %10 oranında artacak.

Bir an için yılın 2032 olduğunu yani 16 yıl sonrasında olduğumuzu düşünelim.

….

Geldik mi 2032’ye? Nasıl bir dünyada olduğumuzun tablosunu da yukarıdaki verilerle kafanıza göre çizin, asın duvara.  Şimdi o tabloya uzun uzun bakın kıyısında bir yerlerden el sallıyorum size.

…..

Beni gördüyseniz şimdi de kulak verin 2032’den bildiriyorum;

“Dünya dibe bu kadar battığı için, mevcut siyasetçilerin dümeni devretmeleri gerektiği anlaşılarak doğa hakları savunucuları hükümetlerin başına getirildi. İnsanlık yaşamlarının devamı için gezegenin sağlığının şart olduğuna bunca felaketten sonra ve durum bu kadar kötüleşince anca ikna oldular.

Bizim gazete ekibi 3 yıldır hükümetin başında.  Alper Tolga Başbakan’lık görevinde (Bakanlar kurulunun tamamı yazının en altında, bir bakıp gelin). Yeni bakanlıklar da açıldı konjektüre uygun; “Bunu Biz Yaptık Bakanlığı”, “Moral Motivasyon Bakanlığı” gibi.

Ben ise “Köye Dönenler Bakanı”yım. Köyleri gezip durum tespitlerinde bulunuyorum köye dönenlere bakınıyorum (Anlayacağınız üzere espri anlayışım da tablo gibi kötüye gitmiş). Köye dönüş projelerinin akıbetini yerinde inceliyorum. 6 yıllık bir plan yürüyor şimdi ve bu plan ile 1 milyon gencin kırsala dönüp tarım ve hayvancılık yaparak gıda üretimini arttırmasının yolunu hazırlıyoruz. Bakanlar kurulunun diğer üyeleri de başka plan, programlar ile sistemin arızalarını düzeltmeye çalışıyor. Rakı içtiğimiz günler çoooook gerilerde kaldı.

Proje nasıl planlandı, nasıl yürüdü ve son durum nedir bir göz atalım;

Öncelikle köylerin detaylı veri tabanı hazırlandı. İnternet sitesinde (halka açık) haritadan köy seçildiğinde nüfusu, arazi durumu, geçmiş yıllara göre nüfus bilgisi, hazineye devreden arazinin büyüklüğü, yetiştirilebilecek ürün, üretim kapasitesi vs bir sayfada istenen tüm bilgiler görülüyor. Kaybolan köyler, iyileştirilmeyi bekleyen araziler hepsine ait bilgiler tek bir yerde.

Projenin başında her bölgeden en fazla nüfusa sahip olan 2’şer il seçildi. Bu illerde yaşayan kırsala dönmek isteyen gençler tarım, hayvancılık, kırsal yaşam başlıklarını içeren seminer dizilerine davet edildi. Bu seminerlerde tüm bu bilgilerle bereber proje şartları da açıklandı. 3 ayda bir düzenlenen 4 ayrı seminer dizisinden toplam 14 bin kişi şartları kabul ederek projeye dahil oldu.

Şartlar şu şekildeydi

  1. En az 3 yıl gideceği köyde ikamet etmek.
  2. Bir yıl boyunca verilecek uygulamalı eğitimlere katılmak.
  3. İkinci yıldan itibaren aldığı eğitimlerdeki tüm bilgileri 2 yıl zarfında yanına atanacak ya da seçtiği kişilere (en az 2 kişi) aktarmak.
  4. Köyde proje kapsamındaki kişi sayısı artışı oranında üretimi arttırabilmek.
  5. Tarım uygulamasında hiçbir şekilde toprağa, havaya, suya zarar verecek bir uygulamada bulunmamak(Şartlar döküman ile belirtiliyor)
  6. Bundan sonraki hayatında doğaya iyiliği dokunmayan hiç bir adım atmamak.  
  7. İlk yıl eğitim süreci olarak kabul edilip geçim, yol ve sağlık harcamaları karşılanacaktır. 

Şartlar ihlal edildiğinde ağır cezalar uygulanacağı vurgusu seminerlerde yapıldı. Başvurmayanlar ise plastik domatesleri ve hapları yutmaya devam etti diğerleri gibi.

Veri tabanı üzerinden, başvuran 14 bin kişiye önceliği kendi köyleri olmak üzere köy ataması yapıldı. Köylere gidenler bakanlığın İl müdürlüklerinde onlara atanan danışmanlar ile üretilecek ürünlerin ya da yetiştirilecek hayvanların kararını verip sisteme girdiler. Önceden bir fikirleri varsa başta o fikir değerlendirildi. İş planına uygun arazi tahsis edildi ve 3 yıllığına gidecek kişiye kiralandı. Köyün durumuna göre mevcut evler onarıldı ya da doğal mimariye uygun ev yapıldı. 5. şartın ihlal edilmemesi için çok sıkı denetimler yapıldı bu süreçte.  Köylerde yaşayan var ise projeye ortak edildi. İlk yıl üretim kararına göre uygulamalı eğitimler verildi ve ürünler yetiştirildi. Ürünlerin satışı, Çevre Koruma Puanı* yüksek olan haneler öncelikli olmak üzere ve fosil yakıt vs kullanılmadan dağıtımı gerçekleştirilmesi koşulu ile (Madde 6 korkusu ile) kontrollü bir şekilde sağlandı. Durumdan anlaşılacağı üzere; sıkı kontroller sayesinde halk kaosa sürüklenmeden “Bunu Biz Yaptık Bakanlığı” ve “Moral Motivasyon Bakanlığı” nın projeleri ile kendini mevcut duruma alıştırmaya sonrasında doğayı önceliğine alarak ve bunları gerçekleştirme hızı oranında kırsala yöneldi ya da gıda alabilmek için sıraya girmeyi bekledi ve bu süre zarfında bedel(?) olarak aç kaldığı da oldu. Toplamda bu 14 bin yeni köylü 54 binin üzerinde hanenin gıdasını sağladı**.

İkinci yıl bu “devlet köylüleri(devlet sanatçısı gibi)”ne 20 binin üstünde kişi daha eklendi. Bu yeni dalga için danışmanlar önceki köylüler oldu ve tüm süreci onlar yeni gelenlerle bizzat omuz omuza yürüttüler. 3 yılda bu sayı 200 bin kişiye yaklaştı ve 1 milyon hedefine doğru ilerliyor.”

Şimdi, duvardaki 2032 tablosundan aşağı atlayalım ve yeniden günümüze gelelim. 2030 tahminlerindeki karamsar tablo Dünya Bankası, Oxfam, FAO, IPCC raporlarının açıkladığı rakamlar. Günümüzden çok uzakta değil, 14 yıl sonrası. Hani iş görüşmelerinde sorarlar ya kendinizi 10 yıl sonra nerede görüyorsunuz diye, herşey güllük gülistanlıkmış gibi, 10 yıl sonra dünyanın geleceği böyle olacak. Ancak bu gidişatı değiştirmek de ellerimizde. Kırsala dönmek isteyen gençlerle ilgili projeler geliştirilmeli, planlanmalı. Benimkisi bir örnek, ortak akıl ile bir çok proje geliştirilebilir. Operasyonel gücü en yüksek olan yapı da devlet kurumları olduğu için gençler ve gezegen için bu yönde teşvikler, destekler devlet kanadında devam etmeli.

Bakanlar Kurulu;

  • Sağlık Bakanlığı: Ayşe Bereket
  • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Pınar Demircan-Mahir Ilgaz
  • Tarım ve Hayvancılık Bakanı: Durukan Dudu
  • Gıda Bakanı: Gizem Hasırcıoğlu-Defne Koryürek
  • Çevre Bakanı: Ümit Şahin, Alidost Numan
  • İçişleri Bakanı:Koray Doğan Urbarlı
  • Dışişleri Bakanı: Mahmut Boynudelik
  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı: Özgecan Kara
  • Avrupa Birliği Bakanı: Özge Geyik- Ayşe Ceren Sarı
  • Ekonomi Bakanı: Savaş Çömlek
  • Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Kızıltan Yüceil
  • Kültür ve Turizm Bakanı: Mehmet Fırat Pürselim
  • Milli Eğitim Bakanı: Güneşin Aydemir

Not: Cumhurbaşkanlığı görevi kaldırılmış o tarihlere kadar.

 * Bir nevi karbon ayakizi ama iyi manada olanı

** İsdihdamda tarım sektöründe çalışanların oranından yaklaşık hesaplanmıştır.

 

 

Yazı: Zeliha Yıldırım

(Yeşil Gazete)